11 Şubat 2015 Çarşamba

"O bir birey..."

31 Ocak 2015 Cumartesi

MARDUK


Enuma Eliş (“gökyüzünde” anlamına gelen Sümerce kelime… Destanın anlatan şiirin ilk sözüdür ve destan bu nedenle bu isimle adlandırılır) Yaratılış Destanı’na göre Tanrı Marduk, ilk kaosun canavarı Tiamat’ı (tuzlu suların da kişiselleştirilmesidir, Marduk tatlı ve tuzlu suyu birbirinden ayırmıştır, tatlı-tuzlu suyun birbirine karışmadığı Kuran’da da geçer ve Müslümanlarca “o dönem bilinemeyecek şeyler Kuran’da yazıyor” diye yorumlanır; oysa Enuma Eliş destanı, Kurandan binlerce yıl öncedir) öldürür ve böylece “yeryüzünün ve gökyüzünün efendisi” olur. Tiamat’ın yarısından gökyüzünü, diğer yarısından yeryüzünü yaratır; Taimat’ın damarlarından nehirleri, kemiklerinden dağları yaratır. Böylece dünya daha önce soyutken, somut bir hale bürünür. Marduk, tanrıların tanrısı konumuna gelir, tanrılara hizmet için insanlar yaratılır. Diğer tanrılar kendi güçlerini ve isimlerini Marduk’a verirler, böylece Marduk’un 50 kadar ismi olur (Allah’ın 99 ismi gibi). Marduk ve eşi Belti, Tammuz ve İnanna’nın Babil versiyonudur, kutsal evlilik ve birçok konu benzerlik gösterir.
Asurluların bölgede güçlenmesi ile kendi tanrıları olan Tanrı Asur güçlenmiş ve Marduk önemini kaybetmiştir. Asur, Marduk’un tüm tek tanrılık özelliklerini almıştır. Asur’da da ağaç motifi karşımıza çıkar çünkü Tanrı Asur bir ağaç şeklinde tecelli ederek dünyayı yaratmıştır. Yahudilerin ataları, Tanrı Asur ile tek tanrıyla tanışırlar ve Kabala inancı başlar (Vikipedi’den Kabala için bilgi: Kabala alimleri fikirlerini Zohar’da kaydetmişlerdir. Tanrı birdir. Bütün varlıklar ondan doğmuştur. Onun varlığında anlayış, hikmet meydana gelmiştir. Hikmet baba, anlayış ise anadır. Bunlardan oğul olarak ilim doğmuştur. Akıldan, Azamet ile Kudret meydana gelmiştir. Bunlar Tanrı’nın iki kolu mesabesindedir. Tanrı, bunların birincisiyle hayatı doğurur, ikincisiyle onu yok eder. Kabala tefekkürüne göre Tanrı hiçbir çıkar düşünmeden sevmek (aşk) ve kalp nuru aracılığıyla, ruh kendi benliğinden tecerrüt eder, aslına kavuşur. O zaman Tanrı’nın irade ve tefekküründen başka kendisinin irade ve düşüncesi kalmaz. İnsan için böyle bir İlahi Aşka malik olmak büyük nimettir).
Böylece zamanla Yahudilik İnancı gelişir, Sümer’in eski tanrıları meleklere, peygamberlere ve şeytanlara dönüşür (Tek Tanrı gene yalnız kalmaz).
Muhammed’in amcası tüccardı ve kervanlarla büyük bir bölgede gezinirken yeğenini de beraberinde götürürdü. Muhammed delikanlılık çağında, kendisinden yaşça çok büyük olan Hatice ile evlenerek, onun sahip olduğu kervan sayesinde ticarete ve seyahatlere devam etmiştir. Bu ticaretlerde ve seyahatlerde geçmiş efsaneler ve Yahudi dini hakkında birçok bilgi edinmiş ve bunlarla İslam dinini kurgulamıştır.
sümerolog GöNÜL TEKİN
Sümerolog Muazzez İlmiye Çıg

28 Ocak 2015 Çarşamba

Neşe'nin Kaleminden: YANDIĞIMIZ ATEŞTE AYDINLANMAK YAKIŞIR VALLAH!..

Neşe'nin Kaleminden: YANDIĞIMIZ ATEŞTE AYDINLANMAK YAKIŞIR VALLAH!..:        TREPAŞ: Trakya’da Enayi Paketleme Satış Aforozlama Şirketi!.. Gün geçmiyor ki, vatandaşım TREPAŞ kaynaklı sıkıntılar yaşamasın.....

16 Ocak 2015 Cuma

"PROTOKOLE GİRDİM DİYE SEVİNENLERİN DİKKATİNE.."


                    
  
PROTOKOL dilimize eski Latince ve Yunanca'dan geçme bir sözcük!
Daha doğrusu :'Proto' ve 'Kolos' sözcüklerinin birleşmesinden türeme bir deyim... Lûgat anlamıyla 'Proto' "ön, öndeki" demek..'Kolos' ise götün çoğulu.


Sözcük anlamlarını birleştirdiğimizde ise deyimin tam karşılığı 'Önde Gelen Götler' olarak karşımıza çıkıyor. "Protokolos" sözcüğü Yunan halkının tiyatroda önemli şahısların hep ön taraflara oturmasına gıcık olması ve bu şahıslarla dalga geçmek için bu sözcüğü kullanmasından gelir.

'Kolos' sözcüğünün zamanla çoğul eki olan (os) deyimden atılmış, geriye 'Protokol' yani 'önde gelen göt' lafı kalmış. Toplum içinde yükselip de protokole giren bazılarının zamanla 'götünün kalkması' da bundandır. 

14 Ocak 2015 Çarşamba

"PROJE...!"


Yılmaz Özkaya

Proje demek; ne demek?
Yılmaz Özkaya
13 Ocak 2015 02:46 | 140 kez okundu
Bazen, proje demek; ihale demektir.
İhale demek; müteahhit demektir, komisyon demektir.
Komisyon demek; bazılarının çocuklarının mafyaya olan borçlarının ödenmesi demektir.
Komisyon demek; yıllardır kaybedilenlerin, giderayak yerine konulması demektir.
Komisyon demek; pavyon masraflarının ödenmesi demektir.
Bazen proje demek; gizli ortaklıklar demektir.
Proje demek; sermeyesiz ortaklıklar da demektir.
O halde hep birlikte dua edelim; bazıları yeni projeler ve ihaleler getirmesin diye!
Kusurabakmayın, bugün de böyle oldu; saçmalama hakkımı kullandım...
Sevgiyle kalın.

6 Ocak 2015 Salı

"SİNEK KIRKIMI..."

        Bahar ayları çabucak tükenmiş,güneş kış aylarında ısınmak amacıyla yakıp kül etttiklerinden geriye kalan tek"kokar ağacın"tepesine olanca gücüyle ortalığı kavurmaya çalışıyordu.
        Koyun kuzu yetiştirmekle geçinen,geçim zorluğuda yaşayan Ağa ailesinin de yardımıyla koyunları teker teker kırkmış soluklanıyordu.Kulağının arkasından vızıldayarak çıplak tepesine konan sinek canını sıkmıştı.Sol elinle çıplak kafasına bir şaplak yapıştırdı.Gülümsedi...
        Ağa'nın oğlu askerliğini bitirmiş,biran önce evlenmek,masraflarıda aza indirmek amacıyla kız kaçırmıştı.Eee..,düğün bu...Koyunların kırkımından elde ettiği para suyunu çekmiş harcanıp gitmişti,gitmesine de yeni evlilere kurulacak düzen için istekler,eksikler birtürlü bitmiyordu.

        Eksikleri tamamlamak amacıyla kasabadaki eski bir tanıdığına geldi.Borç istedi.Eski tanıdık gözlüklerinin üzerinden Ağa'ya baktı...
       -Tamam Ağa vermesine vereyim de,bende sıkışığım bu sıralar ne zaman geri ödersin..?
       -Kırkımda...Dedi Ağa.
       -Ne kırkımı...?Koyunları kırkmadın mı..?
       -Şeeey...Dedi.Kırktım tabii ki de...Harcandı gitti paralar...
       -O zaman ne kırkımı..?Tepesinin üstünde daire çizip burnunun ucuna konan sineği elinin tersiyle kovan Ağa bilinçsizce cevapladı...

       -Sinek kırkımı...